Maya Mor'u bir kaç sene önce baskı kitap olarak da yayınladım.
2014-15 yılında yazdığım romanı tefrika olarak blog üzerinden yayımlamaya başladım. Kendine has özel becerileri olan Maya Mor’un, saldırıya uğradığı bölgede soruşturma yaparken; yeraltının sırlarını öğrenmesine, tesadüfen karşılaştığı diğer roman karakterleriyle ilişkisine ve bu karşılaşmalardan doğan etkileşime, gizli sırların, gizli kimliklerin açığa çıkışına tanık oluyoruz. Dilara K. Tüfekçioğlu
Maya Mor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Maya Mor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Ekim 2026 Çarşamba
14 Kasım 2018 Çarşamba
Maya Mor Rastgele Karşılaşmalar e-kitap
Etiketler:
Dilara K. Tüfekçioğlu,
e-kitap,
Maya Mor,
Rastgele Karşılaşmalar
3 Ağustos 2018 Cuma
İçindekiler ve Bölümlerin Linkleri
2014-15 yılında yazdığım romanı tefrika olarak blog üzerinden yayımlamaya başladım.
Kendine has özel becerileri olan Maya Mor’un, saldırıya uğradığı bölgede soruşturma yaparken; yeraltının sırlarını öğrenmesine, tesadüfen karşılaştığı diğer roman karakterleriyle ilişkisine ve bu karşılaşmalardan doğan etkileşimin bir sonucu olarak; gizli sırların, gizli kimliklerin açığa çıkmasına tanık oluyoruz.
Roman aşağıdaki bölümlerden oluşmaktadır.
Her hafta yeni iki bölümün (pazartesi, perşembe) linkini ekleyeceğim. Çok kısa bölümlerde gününü beklemeden -aynı anda- iki bölüm birden ekliyorum.
Yeni bölümleri izlemek ve anında haber almak için abone olunuz...
İlginizi çektiyse paylaşınız ve düşüncelerinizi yazınız.
Etiketler:
Çevrimiçi Roman,
Dilara K. Tüfekçioğlu,
İçindekiler,
Maya Mor,
Rastgele Karşılaşmalar,
Tefrika Roman
2 Ağustos 2018 Perşembe
39. ve SON Bölüm: Yeni Bir Başlangıç
Önce 38. Bölümü Okuyunuz
38. Bölüm: İç Hesaplaşma
BİTİŞ
Arabasına geldi.
Bir adam, biraz derbeder bir adam,
arabasının bagaj kapağının üzerine oturmuş
sigara içiyordu.
Maya Mor hazırlandı, saat altı
gibi pansiyondan çıktı. Kimseye görünmemişti. Zaten kaç gündür pansiyondakilerle
ilişkisini kesmişti. "Yarın gitmeden önce buzları eritmem gerekecek" diye düşündü.
Evini ve Kor’u özlemişti. Evinde olma, okuma, düşünme, yazma, film izleme ve sevdiği
dizilere takılarak günlerce evden çıkmadan zaman geçirme arzusu ile doldu bir an.
Bunlar Maya’nın istekleriydi; Mor, “işimiz var,” dedi.
Arabasına geldi. Bir adam, biraz
derbeder bir adam, arabasının bagaj kapağının üzerine oturmuş sigara içiyordu.
Maya Mor yaklaştı, arabanın sahibi
olduğunu belli edecek şeklide davrandı. Ama adam sadece ona bakıyor, yerinden
kıpırdamıyordu. “Bana mı gülüyor?”
Maya tanıdığı insanları düşündü, öncelikle burada tanıştıklarını. Hayır, bu
adamı tanımıyordu. Ama adamın gönderdiği mesaj farklıydı. Adam onu tanıyormuş
gibi davranmaya devam ediyordu. Teklifsiz bir hali vardı.
Etiketler:
39. Bölüm Yeni Bir Başlangıç,
Birinci Cildin Son Bölümü,
Bitiş,
Çevrimiçi Roman,
Dilara K. Tüfekçioğlu,
Maya Mor,
Rastgele Karşılaşmalar,
Son Bölüm,
Tefrika Roman
29 Temmuz 2018 Pazar
38. Bölüm: İç Hesaplaşma
Önce 37. Bölümü Okuyunuz
37. Bölüm: Yüzleşme
Akıp giden bir anı, zamanı, tarihi, yazgıyı;
büyük ölçüde değiştirmiş miydi?
Kişisel tarih çizgilerinin kaçının yolu,
onun dokunmasıyla girdiği yoldan sapmıştı.
BİTİŞ
Maya Mor rüyasında; Derviş’i, Nysa’yı,
Selim’i, kızları ve babayı gördü. Saat beş gibi yaşadığı işkenceye son vermek üzere
kalktı oturdu, sonra balkona çıktı denizi seyretti, düşündü, vicdanını yokladı.
Yaptıklarını sıraya koyup bir daha düşündü. Maya Mor’u düşündüren esas konu
şuydu: Akıp giden bir anı, zamanı, tarihi, yazgıyı; büyük ölçüde değiştirmiş
miydi? Kişisel tarih çizgilerinin kaçının yolu, onun dokunmasıyla girdiği
yoldan sapmıştı. “Olayların gidişinde
benim ne kadar rolüm oldu? Benim yüzümden neler değişti?” Hangi kader
yolları, onun yoluyla, o istemeden çakışmıştı? Ki o zaman kendi rolünü
oynamakta haklı olduğunu düşünürdü.
Derviş’in daha dün sabah, mağara
evde yaptığı suçlamaları ciddiye almıştı. Derviş bilmeden, Maya’nın varoluşsal değerdeki
bir sorununa dokunmuştu. Maya Mor’a ve ailesine göre olaylar; her ne kadar
sayısız kader çizgisinin, birleşip-ayrıştığı, labirent gibi karmaşık ağlar zincirinin
içinden doğsa da; öyle bir an geliyordu ki sayısız kişiye ait çizgiler
birbirine yaklaşıyor, iç içe geçiyor, yoğunlaşıyor, orada bir kümelenme, bir
düğüm oluşuyordu.
26 Temmuz 2018 Perşembe
37. Bölüm: Yüzleşme
Önce 36. Bölümü Okuyunuz
Şeyda ve Serra, Maya’nın arkasından şaşkınlık içinde bakakalmışlardı onun gidiş tarzından çok sorduğu son soru onları dağıtmıştı. Sonra içeri biri girdi, bir adam. Bu sefer bir başka şaşkınlık daha yaşadılar. Bu adam babalarıydı, tanınmayacak hale gelmişti. Bir gece evde yoktular sadece. Ne olmuştu böyle! Sarhoş muydu?
"Velhasıl insan acayip bir yaratık.
Kim ki insanı çözdüm diyordur,
yalan söylüyordur.”
Şeyda ve Serra, Maya’nın arkasından şaşkınlık içinde bakakalmışlardı onun gidiş tarzından çok sorduğu son soru onları dağıtmıştı. Sonra içeri biri girdi, bir adam. Bu sefer bir başka şaşkınlık daha yaşadılar. Bu adam babalarıydı, tanınmayacak hale gelmişti. Bir gece evde yoktular sadece. Ne olmuştu böyle! Sarhoş muydu?
Eda babasına atıldı: “Babam, ne
oldu sana böyle?”
Serra koşup terliklerini getirdi,
eğildi ayakkabısını çıkardı. Ayakta durmakta zorlanan adama güçlükle terliklerini
giydirdi. Babalarını alıp az önce yan yana oturdukları divana götürdüler, arka
yastığını divanın baş tarafına koyup babalarını yatırmaya çalışırken; Serra gözleriyle
açık pencereyi işaret ederek ve gözlerini devirip, kafasını iki yana sallayarak,
ondan bahsetmeyelim, işareti verdi Eda’ya.
23 Temmuz 2018 Pazartesi
36. Bölüm: Berrak Kafe: Eda ve Serra Kardeşler
Önce 35. Bölümü Okuyunuz
35. Bölüm Osmanbey: Tarık Bey’in Evinde Olay Var
Binlerce yıl önceye ait bir fikrin, bir inancın;
başka fikirlerin içinde, kendini görünmez kılarak,
sezdirmeden varlığını sürdürdüğünü,
bir virüs gibi hala yaşadığını keşfederdiniz.
Büyük kız Eda, ortanca kız Serra;
Sarıkent ’teki baraka evlerine geldiklerinde saat üçü geçiyordu. Tepeden
aşağıya yürümüş, ter içinde kalmışlardı. Babaları yoktu. “Gelmemiş,” dedi
ortanca kız Serra. “Gelir,” dedi Eda. Banyoya girip duş aldılar sonra mutfağa girip
akşam için yemek yapma hazırlığına giriştiler. Sabahleyin yukarı evde olanları
hiç konuşmuyorlardı.
Kafenin bahçesine bakan kapının
tıklatıldığını duyunca irkildiler. Tanıdıklarından birilerinin onları yoklamaya
geldiği akıllarına gelmişti hemen. “Hiç rahat bırakmayacaklar,” dedi Serra, “bıktım
artık.”
“O cadı buraya gelmiş olabilir,”
dedi Eda, teyzesini kastederek. Kapı yeniden tıklatıldı. Gelen gitmek
istemiyor, ısrar ediyordu. Serra, hırsla kapıyı açtı. Maya Mor, kapıdaydı.
Kızlar, kapıdaki bu kadını tanımadıklarını düşündüler ama gözleri bir yerden
ısırıyordu onu. Sanki daha önceden gördükleri biriydi ama kim?
19 Temmuz 2018 Perşembe
35. Bölüm Osmanbey: Tarık Bey’in Evinde Olay Var
Önce 34. Bölümü Okuyunuz
Tarık Bey ve Harun, Şeyda Nur’un kızının hastanedeki
işlerini tamamladıklarında saat üçe geliyordu. Harun, mezar yerini dahi
ayarlamıştı. Yarın öğle namazından önce hastaneden alınıp defnedilecekti Şeyda
Nur’un kızı.
Şeyda Nur’un torunu ile karşılaşması herkes için acı verici bir tablo olmuştu. Ölümün taze ve sıcak olduğu yerlerde bulunmak; çoğu insana, sevdiklerinin ölüm anlarını, cenaze anlarını, unutulmuş zannedilen anıları hatırlatır. İnsanlar böyle anlarda kendi ölülerine de ağlarlar, acılarını katmerleşmiş olarak yaşarlar. Kat kat. Ne kadar çok ölü varsa arkalarında, o kadar katlanmıştır acılar. Tarık Bey de hatırladı: Nisan’ın anne ve babasını hatırladı, ölmüş arkadaşlarını, vurulmuşları, yok edilenleri, en çok da anne ve babasıyla, karısını hatırladı.
Boğazında hissettiği yumru midesini bulandırdı, gözleri puslandı; etrafını iyi seçemez oldu. Taşlaşmış bir yüz ifadesiyle öylece ayakta dikilip kalmıştı. Ne ileri gidebiliyordu ne de geri. Ne yapması gerektiğini düşünemeyecek kadar donup kalmıştı. Harun gördü onu, usulca kolundan tutarak yandaki boş sandalyelerden birine oturttu, yanında kaldı, başını öne eğerek yanı başında ayakta bekledi.
34. Bölüm: Teknede Bir konuşma Daha: Selim Baha ve Maya Mor
Bundan sonra işler daha da çatallanacaktı.
İçlerinden birini seçmek zorunda kalacağı
birden çok yol açılacaktı önünde.
Hangisini seçecekti?
Tarık Bey ve Harun, Şeyda Nur’un kızının hastanedeki
işlerini tamamladıklarında saat üçe geliyordu. Harun, mezar yerini dahi
ayarlamıştı. Yarın öğle namazından önce hastaneden alınıp defnedilecekti Şeyda
Nur’un kızı. Şeyda Nur’un torunu ile karşılaşması herkes için acı verici bir tablo olmuştu. Ölümün taze ve sıcak olduğu yerlerde bulunmak; çoğu insana, sevdiklerinin ölüm anlarını, cenaze anlarını, unutulmuş zannedilen anıları hatırlatır. İnsanlar böyle anlarda kendi ölülerine de ağlarlar, acılarını katmerleşmiş olarak yaşarlar. Kat kat. Ne kadar çok ölü varsa arkalarında, o kadar katlanmıştır acılar. Tarık Bey de hatırladı: Nisan’ın anne ve babasını hatırladı, ölmüş arkadaşlarını, vurulmuşları, yok edilenleri, en çok da anne ve babasıyla, karısını hatırladı.
Boğazında hissettiği yumru midesini bulandırdı, gözleri puslandı; etrafını iyi seçemez oldu. Taşlaşmış bir yüz ifadesiyle öylece ayakta dikilip kalmıştı. Ne ileri gidebiliyordu ne de geri. Ne yapması gerektiğini düşünemeyecek kadar donup kalmıştı. Harun gördü onu, usulca kolundan tutarak yandaki boş sandalyelerden birine oturttu, yanında kaldı, başını öne eğerek yanı başında ayakta bekledi.
16 Temmuz 2018 Pazartesi
34. Bölüm: Teknede Bir konuşma Daha: Selim Baha ve Maya Mor
Önce 33. Bölümü Okuyunuz
Maya Mor iskeleye vardığında Selim, teknenin güvertesindeki
şezlonga uzanmış kitap okuyor gibi görünüyordu. Oysa tekneye kadar olan iskele yolu
boyunca onu gözlemleyerek gelen Maya, kitabı elinde sadece bir süs olarak tuttuğunu
ve okumaktan çok düşündüğünü anlamıştı. Nitekim
Maya tekneye çıkana kadar Selim onu fark etmemişti bile. Selim’in üzerinde bir tişört
ayağında ise şort vardı. Pilli radyodan New Age tarzı bir müzik yükseliyordu.
33. Bölüm: Yeraltı Mezar Odasının Sırrı ve Geçmişe Açılan Kapı
Dünden beri Öz Emir’ini çiğnemişti.
Sınır tanımayan Nysa buraya gelmiş,
yıllardır sabırla inşa ettiği emirlerini de, sırlarını da
yıllardır sabırla inşa ettiği emirlerini de, sırlarını da
delip geçmişti.
“Vangelis, nereden aklına geldi?”
Selim zıplayarak doğruldu: “Radyonun aklına gelmiş.”
Maya Mor radyoya gitti, sesini kıstı. Sonra ayağa kalkıp
selamlaşmaya hazırlanan Selim’in yanına gelip iki yanağından sevgiyle öptü.
“Bugün, unutulmuş olmanın hüznünü yaşıyor gibisin.”
12 Temmuz 2018 Perşembe
33. Bölüm: Yeraltı Mezar Odasının Sırrı ve Geçmişe Açılan Kapı
Önce 32. Bölümü Okuyunuz
Maya Mor, Nysa’ya, “hadi gidelim, geç oldu,” diyerek ayağa
kalkmıştı ki, Derviş onu durdurdu. “Artık burada yaşayamayacağıma göre buraya
ait bazı sırları açık etmem de bir sakınca görmüyorum. Size bir armağan vermek
isterim Mor.”
32. Bölüm: Baba Kasım'ın Soruşturması
“Sen buraya geldiğinden beri hayatım değişti Maya Mor.
Bir taşı harekete geçirdin.
Ondan sonra onun çarptığı başka taşlar da harekete geçti,
şu anda bütün taşlar yıkılıyor.”
Maya anlamıştı. Kalakalmış, heyecanlanmıştı. Bu, şu sıralar
en fazla istediği bir şeydi. Burayı keşfettiğinden beri bu alanı araştırmak
için zor zapt ettiği delice bir istek duyuyor, Derviş’in buradan gitmesini dört
gözle bekliyordu. Başkaları buraya girmeden didik didik araştırmayı kafasına
koymuştu. Sarıkent’e ikinci kez gelişinin altında yatan en önemli nedenlerden
biri de buydu zaten. Burası keşfedilmeye hazır hazineydi, bir mirastı,
bilinmeyen bir yerdi. Hangi arkeolog, hangi antropolog böyle bir gizemli yerden
etkilenemezdi ki… Maya’nın karşısına çıkan hayatının fırsatıydı bu.
9 Temmuz 2018 Pazartesi
32. Bölüm: Baba Kasım'ın Soruşturması
Önce 31. Bölümü Okuyunuz
Aynı saatlerde bir adam çarşıdaki
Kemal Bey’in kafesinde oturmuş, haber gönderdiği Mustafa’nın gelmesini bekliyor,
önündeki ikinci birasını durmaksızın kafasına dikip, sigaraları birbirine
ekleyerek aralıksız içiyordu.
31. Bölüm: Başka Bir Dünyaya Giriş
"Kilitlenmiş çenesinin arasından tıslayarak konuşuyordu.
Dili ağzında rahat dönmüyor, sesler diline yapışıp kalıyordu.
Mustafa adamdan gelen pas kokusunu duydu."
Derken Mustafa göründü. Yüzü
bembeyazdı, endişesini gizleyemiyordu. Bu adam, Berra’nın babası, onunla
konuşmaya neden gelmiş olabilirdi. Babası, sabah erkenden Şeyda Nur’u götürmüş
hala geri gelmemişti. Evden çıkarken bir ara annesine; adamın kafede beklediğini,
kendisiyle konuşmak istediğini söylemek, aklından geçmişti ama bu ortalığı
gereksiz yere alevlendirmek olacaktı. Sonunda kafasında bin bir soruyla adamın
karşısına gelmiş, dikilmişti. Adam onu görünce hemen ayağa kalktı. İçtiklerinin
parasını çoktan masaya koymuştu.
5 Temmuz 2018 Perşembe
31. Bölüm: Başka Bir Dünyaya Giriş
Önce 30. Bölümü Okuyunuz
Derviş, Maya’nın; bu sahne bana bir şeyi hatırlattı, demesinin nedenini düşündü ama bu onun bulabileceği bir şey değildi. Maya Mor, bu içsel arayışa takılıp kalmış olarak yere bakarken, Nysa gelip onun omuzuna sevgiyle pat pat vurdu. “Nasıldı? Fena değildi bence.”
"Yaşayan bir candan bahsediyoruz.
Ölümün telafisi yok.
Geri dönüşü yok.”
Derviş, Maya’nın; bu sahne bana bir şeyi hatırlattı, demesinin nedenini düşündü ama bu onun bulabileceği bir şey değildi. Maya Mor, bu içsel arayışa takılıp kalmış olarak yere bakarken, Nysa gelip onun omuzuna sevgiyle pat pat vurdu. “Nasıldı? Fena değildi bence.”
“Evet,” dedi Maya, kafasını
kaldırıp.
“Bir kahve içelim,” dedi Nysa, “hepimiz
hak ettik, bizim karşımızda içip durdun. Böyle lakayt seyirci de görmemiştim
doğrusu.”
Derviş yerine oturdu, Maya karşısına
geçti. Nysa kahveleri getirdi, sonra sandalyelerden birini getirerek iki
koltuğun arasına yerleştirip oturdu. Sessizce kahvelerine içerlerken Nysa şöyle
dedi: “Derviş neden bazı yerleri değiştirdin. Senin yüzünden şaşırdım, az daha
rolden çıkıyordum.”
2 Temmuz 2018 Pazartesi
30. Bölüm: Bardacıklar: Kızkardeşler
Önce 29. Bölümü Okuyunuz
Saat öğlenin on ikisine geliyordu.
Gülizar yatağına uzanmış gözleri tavanda yatarken, Fato gelenleri karşılıyor,
çay getiriyor, onların getirdiği yiyecekleri alıp mutfağa taşıyor, arada Gülizar’ın
yastığını düzeltiyor, bazen o küçücük odaya sıkıştırılmış sandalyelerden birini
boş bulursa beş dakikalığına oturuyor, sonra ya mutfağa gidiyor ya da avluya
çıkıp azıcık hava alıp geliyordu. Kızlar, annelerinin karşısına
dizilmiş sandalyelerden ikisine yan yana oturmuştu. Hiç konuşmuyor, önlerinde kenetlemiş
oldukları ellerine bakıyorlardı.
Ev sabahtan beri dolup taşıyordu. Bir gelen bir daha geliyordu. Bunu kimisi meraktan, kimisi de ayıp olmasın bugün onları yalnız bırakmamak lazım, diye düşündüğü için; çocuklarına bakmak veya ocağa yemek koymak veya yemeğin altını kapatmak için gidip, tekrar geliyordu.
29. Bölüm: Nişantaşı-Tarık Bey’in Gizli Görevi
“Köy yeri burası
herkesin her şeyi öğrenmesi için yarım saat yeter.
Siz susacaksınız, biz de susacağız."
Saat öğlenin on ikisine geliyordu.
Gülizar yatağına uzanmış gözleri tavanda yatarken, Fato gelenleri karşılıyor,
çay getiriyor, onların getirdiği yiyecekleri alıp mutfağa taşıyor, arada Gülizar’ın
yastığını düzeltiyor, bazen o küçücük odaya sıkıştırılmış sandalyelerden birini
boş bulursa beş dakikalığına oturuyor, sonra ya mutfağa gidiyor ya da avluya
çıkıp azıcık hava alıp geliyordu. Kızlar, annelerinin karşısına
dizilmiş sandalyelerden ikisine yan yana oturmuştu. Hiç konuşmuyor, önlerinde kenetlemiş
oldukları ellerine bakıyorlardı.Ev sabahtan beri dolup taşıyordu. Bir gelen bir daha geliyordu. Bunu kimisi meraktan, kimisi de ayıp olmasın bugün onları yalnız bırakmamak lazım, diye düşündüğü için; çocuklarına bakmak veya ocağa yemek koymak veya yemeğin altını kapatmak için gidip, tekrar geliyordu.
28 Haziran 2018 Perşembe
29. Bölüm: Nişantaşı-Tarık Bey’in Gizli Görevi
Önce 28. Bölümü Okuyunuz
28. Bölüm: Yeraltı Mezar Evi - Derinlere İnen Kapılar
İçinde bulunduğu durumu unutabilse,
İstanbul’un en hoş adamları
beni karşılamaya gelmiş diye sevinir,
beni karşılamaya gelmiş diye sevinir,
bundan bir övünç payı da çıkartabilirdi.
Tarık Bey telefonu kapattı, Nysa
ile konuşmuştu. Saat sabahın yedisiydi. Nysa yola çıktığından beri günde iki
kere arayarak olan biten her şeyi anlatıyor ve onun neler yaptığını soruyordu.
Maya’nın haberi yoktu ama Kor’a bakma işi şimdi Tarık Bey’e kalmıştı. Remzi
Bey, yukarı çıkarken Tarık Bey’e haber veriyor, üst kata birlikte çıkıyorlar,
Remzi çiçekleri sularken o da Koruk’un mamasını veriyor, suyunu tazeliyor, onunla konuşuyordu. Nysa çok ısrar ettiği için
hiç istemeden kalkıştığı bir işti bu Tarık Bey’in. Ama eve yalnız girmeye razı olmamıştı.
Nysa, bundan Maya’ya hiç bahsetmemişti. Hiç tanımadığını bildiği Tarık amcasının,
Koruk’a bakmak için bile olsa, evine girmesinden hoşlanmayacağını akıl etmişti.
Dün akşam, oldukça geç vakitte,
saat birde gerçekleşen bir başka konuşmada Nysa, Maya ile yeraltı mezarlarına gittiklerini
sonra Selim ve Timothy’nin geldiğini anlatmış, elbette iki cesedi, onları Maya’yla
birlikte uçurumdan aşağı attıklarını anlatmamıştı. Bunlar, Tarık Bey’in
kaldıracağı konular değildi. Bunlar, adamcağızın
can evinden vurulmasına, telaşlanmasına, hatta hemen oraya doğru yola çıkmasına
neden olacak kadar vahim konulardı. Tarık Bey’in normal bir insan gibi
davranmasında şaşılacak bir şey yoktu ve özellikle Nysa konusunda oldukça korumacıydı.
25 Haziran 2018 Pazartesi
28. Bölüm: Yeraltı Mezar Evi - Derinlere İnen Kapılar
Önce 27. Bölümü Okuyunuz.
27. Bölüm: Nysa’nın Uzun Günü Değerlendirmesi
Yüzündeki doğal mask,
mimiklerinin görülmesi önünde bir engelledi.
Onu tanımak için derine inmek,
içine girmek gerekiyordu.
Maya Mor, Yeraltı yapılarının
olduğu yere geldiğinde aradan bir saat geçmişti. Çantası sırtındaydı,
ayakkabılarının bıçaklarını açmış, kafasına beresini geçirmiş, güneş
gözlüklerini takmıştı. Elinde eldivenler, üzerinde koyu yeşil pantolon ve
tişört vardı. İkisi de terletmeyen özel bir kumaştan yapılmıştı. Bunları arabasının
bagajında bulunan bavuldan çıkarıp giymişti. Gündüz vakti yeşillik bir alana
bir iş için giderken bunları
giyiyordu.
Derviş’in yeraltı evine geldi, girişin
üzerindeki kapak kapalıydı. Maya kapağın üzerine kamuflaj amacıyla sürülmüş çamurların,
yapıştırılmış çalı çırpının, aşınmış bozulmuş olduğunu gördü. Buraya gündüz
ışığında gelen biri kapağı hemen keşfedebilirdi. Aşağı inmeden çevreyi dikkatle
inceledi. Ormanın sesini dinledi. Kuş cıvıltısı duyamadığı için başını kaldırıp
gökyüzünü taradığında; ilerideki uçurumun başladığı bölgeye birçok siyah kuşun
inip çıktığını gördü: “Kuzgunlar…”
21 Haziran 2018 Perşembe
27. Bölüm: Nysa’nın Uzun Günü Değerlendirmesi
Önce 26. Bölümü Okuyunuz.
Nysa, defterine bugün olanları yazarken kulağı kapıdaydı, Maya’nın gelmesini bekliyordu.
“Mor, beni artık tanıdığını söylüyor.
Kimin kimi tanıdığını sana bir gün anlatırım.
Ya da yazdıklarımı delil olarak okuturum. Belki bir gün."
Nysa, defterine bugün olanları yazarken kulağı kapıdaydı, Maya’nın gelmesini bekliyordu.
Tekneden ayrıldıktan sonra Maya bir
sokak arasında durmuş: “Sen devam et, pansiyona git, benim bir yere uğramam lazım,”
demişti. Gözleri, sokak lambasının ışığı altında kaplanın gözleri gibi sarı sarı
parlıyordu.
“Nereye gideceksin?”
“Her şeyi sorma!”
“Peki tamam. Ne zaman gelirsin?”
“Bilmiyorum. Unutma, senin çocuğun
değilim ve artık bu sorular can sıkıcı olmaya başladı.”
26. Bölüm: Teknede İki Adam Uzun Günü Konuşuyor
Önce 25. Bölümü Okuyunuz
25. Bölüm: Sarıkent- Şeyda Nur, Misafirini Beklerken
“Maya bildiğim Maya değildi, Nysa ise hiç değildi.
Bence bu sabah o bizi kandırmış.
İkisi de kendilerini başka türlü göstermeyi başaran,
gerçekte bambaşka olan iki sır küpü kadın.”
Selim Baha ve Timothy, Maya ve Nysa’yı
geçirdikten sonra parlak ay ışığı altındaki dağınık sofranın başında hala oturuyor,
konuşmadan müzik dinliyorlardı. İkisinin de yatmaya niyeti yoktu.
“Güzel bir geceydi,” dedi Timothy.
Uzun zamandır böyle bir gece yaşamamıştı. “Küçükken gittiğim izci kampında gibi
hissetim kendimi bir ara.”
Selim güldü. “Ben de öyle hissetim
bir ara.”
“Az konuşuyorsun.”
“Hiç konuşmuyorum hatta Tim,
düşünüyorum.”
“Neyi?”
“Maya ile Nysa’yı. Sana da bu gece
farklı gelmediler mi?”
25. Bölüm: Sarıkent- Şeyda Nur, Misafirini Beklerken
Önce 24. Bölümü Okuyunuz
24. Bölüm: Berra’nın Olmadığı İlk Gece
Deniz güzeldi.
Ay ışığında nazlı nazlı sallanıyor;
tuzlu, nemli kokusunu balkona kadar taşıyor,
seyredenleri kendi ritmine uymaya davet ederek
ancak böyle huzur bulabileceklerini fısıldıyordu.
Şeyda Nur geç yatmıştı. Bütün gün çalışmış, yatakları hazırlamış,
zeytinyağlı barbunya yaparak buzdolabına atmış, etleri öldürmek için soğanlı zeytinyağlı
sosun içine yerleştirmiş, köpeğini iyice taramış, dolaplarındaki bir kısım eşyayı
daha bugün satın aldığı iki küçük hurca yerleştirerek dolabında yer açmıştı.
Gözleri kapanırken aklına Selo ve Maya geldi. O kadın çok şey biliyordu. Göründüğü
gibi biri miydi O? Bugün başka biri gibi görünmüştü bir ara Şeyda Nur’un gözüne.
Onun etkileyici biri olduğunu düşündü. Çok akıllıydı. Çok şey biliyor ve anlıyordu.
Sonra Selo’ya kaydı aklı, içi üzüntüyle kavruldu. Onu çok arayacaktı. Son
günleri huzur ve neşe içinde geçtiyse yanında Selo gibi bir arkadaşı olduğu
içindi.
18 Haziran 2018 Pazartesi
24. Bölüm: Berra’nın Olmadığı İlk Gece
Önce 23. Bölümü Okuyunuz.
23. Bölüm: Bardacıklar: Küçük Sırlar
"Sen kendini kaybettin ama
biz hala normal görünmeyi devam ettirmeye çalışıyoruz
baba.”
Issız bir karanlığa bürünmüş olan Berrak Kafe, masaların üzerine
kaldırılmış olan sandalyelerin alacakaranlıktaki tuhaf görüntüsüyle;
yapayalnız, uzak, soğuk ve ürperticiydi. Bu gece müşteri kabul etmemişlerdi. Dolunaydan
yarım aya doğru henüz evirilmekte olan Ay; bir saat önce doğmuş, yumuşak
ışığıyla ortamı aydınlatmıştı. Hafif dalgayla hareketlenen denizdeki ışık
kıvrımları; kafenin dibindeki kayalara çarpıyor, sivri çıkıntılarını, dalgaların
ritmine uyarak parlatıyordu. Ay ışığı, kafenin arkasındaki barakayı aydınlatmak
üzere bahçenin içinden süzülerek gelmiş ama içeri giremediği için barakanın
kapısında durarak, kapıyı aydınlatmakla yetinmişti. Perdeler kapalı olmasaydı,
odalara sızıp; dışarıdan bakan bir göze içeriyi gösterebilirdi.
23. Bölüm: Bardacıklar: Küçük Sırlar
Önce 22. Bölümü Okuyunuz.
Gülizar ve Fato, iki saattir alçak sesle konuşuyorlardı.
Birazdan kızlar buraya gelecek, yarın da evde taziye ziyaretlerini kabul edeceklerdi.
Bunu Fato istemişti, doğrusunun bu olduğunu düşünüyordu. Kızlar annelerinin
yanında olmalı, onunla birlikte görünmeliydiler. Bu Gülizar’ın istediği bir şey
değildi. Hatta hiç istemediği bir şeydi. Ama o da normal görünmenin ne kadar
önemli olduğunu bilirdi. Kızlar gelmeden bazı işlerini halletmek üzere yataktan
kalktı. Yürüyerek tuvalete gitti. Aynada yüzünü inceledi. Güzel gözlerine korku
sinmişti. O kadın gittiğinden beri aklı başında değildi. “O yaratık yaşıyormuş!” Doğru olabilir miydi? Oraya gitmeli, kendi
gözleriyle görmeliydi ama nasıl?
22. Bölüm: Saklı Yer’in Beklenmeyen Ziyaretçisi
-O benim kızım değildi, hiç olmadı.
Benden nefret ederdi.
-Sana benzerdi.
-O yüzden daha çok nefret ederdi.
Gülizar ve Fato, iki saattir alçak sesle konuşuyorlardı.
Birazdan kızlar buraya gelecek, yarın da evde taziye ziyaretlerini kabul edeceklerdi.
Bunu Fato istemişti, doğrusunun bu olduğunu düşünüyordu. Kızlar annelerinin
yanında olmalı, onunla birlikte görünmeliydiler. Bu Gülizar’ın istediği bir şey
değildi. Hatta hiç istemediği bir şeydi. Ama o da normal görünmenin ne kadar
önemli olduğunu bilirdi. Kızlar gelmeden bazı işlerini halletmek üzere yataktan
kalktı. Yürüyerek tuvalete gitti. Aynada yüzünü inceledi. Güzel gözlerine korku
sinmişti. O kadın gittiğinden beri aklı başında değildi. “O yaratık yaşıyormuş!” Doğru olabilir miydi? Oraya gitmeli, kendi
gözleriyle görmeliydi ama nasıl?
Fato içeride bulaşıkları yıkıyordu. Gülizar'ın yürüyebildiğini
yıllardır biliyordu ama kız kardeşine dair bildiği her şey; O'nun anlattıklarıyla sınırlıydı. Olaydan hemen sonra gittikleri hastanenin doktorları
yürüyememesine yol açacak fiziksel bir neden bulamamış ve bu durumu Gülizar’ın
geçirdiği travmaya bağlamışlardı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














