Önce 3. bölümü okuyunuz
“Bu kadın başımı derde sokabilir.
Maya’nın uçaktan indikten sonraki ilk işi araba kiralamak oldu. Sarıkent’e doğru yola çıktı. Eski kaldığı pansiyonda değil de ona yakın başka bir pansiyonda önceden yer ayırtmıştı. Pansiyon sahile yakındı, üst kat balkonu batıya bakıyordu, huzur verici bir deniz manzarasına sahipti. Maya, başındaki yara belli olmasın diye küçük bir eşarp takmıştı. Onu da yaratıcı bir zariflikle bağlayıp, hoşluk yapmıştı. Yine de kısa saçları belli oluyordu ama bunun için de yalanı hazırdı. Kanser tedavisi gördüğünü söyleyecekti.
Pansiyonun adı, “Gül Teyze Pansiyonu”ydu. Pansiyon sahibinin adıydı bu. Bina iki katlı, çivit renkli, tertemiz bir yerdi. Üçüncü kat daha çıkılmamış ama her an kat çıkılacakmış gibi dümdüz bırakılmıştı. Her katta dört oda, odaların içinde banyo vardı. Odanın bir köşesine küçük bir buzdolabı konmuş, üstüne tezgâh görevi görecek küçük bir ahşap tahta yerleştirilmişti. Odalar balkonluydu, buralara portatif bir çamaşır kurutacağı konulmuştu. Maya bu ayrıntıyı gözden kaçırmayarak gülümsedi. Kaldığı birçok yerde çamaşırlarını çok kere balkon demirlerinde, yatak başlarında, bin bir yaratıcıkla bulduğu yerlerde kuruttuğu çok olmuştu. Gül Teyze ellisine yaklaşmış; orta boylu, pamuk gibi beyaz, yumuşacık tenli, güçlü bir bedene sahip, dilbaz bir kadındı. Kızları ve damatlarıyla birlikte yaklaşık on beş yıldır bu işi yapıyordu.
3. Bölüm "AÇILIŞ" İki Sürpriz: Apartmandaki Komşu, Telefondaki Adam
AN
“Bu kadın başımı derde sokabilir.
Adam da…
Dikkatli olmalıyım.
Belki de bunun için çok geç kaldım.”
Maya’nın uçaktan indikten sonraki ilk işi araba kiralamak oldu. Sarıkent’e doğru yola çıktı. Eski kaldığı pansiyonda değil de ona yakın başka bir pansiyonda önceden yer ayırtmıştı. Pansiyon sahile yakındı, üst kat balkonu batıya bakıyordu, huzur verici bir deniz manzarasına sahipti. Maya, başındaki yara belli olmasın diye küçük bir eşarp takmıştı. Onu da yaratıcı bir zariflikle bağlayıp, hoşluk yapmıştı. Yine de kısa saçları belli oluyordu ama bunun için de yalanı hazırdı. Kanser tedavisi gördüğünü söyleyecekti. Pansiyonun adı, “Gül Teyze Pansiyonu”ydu. Pansiyon sahibinin adıydı bu. Bina iki katlı, çivit renkli, tertemiz bir yerdi. Üçüncü kat daha çıkılmamış ama her an kat çıkılacakmış gibi dümdüz bırakılmıştı. Her katta dört oda, odaların içinde banyo vardı. Odanın bir köşesine küçük bir buzdolabı konmuş, üstüne tezgâh görevi görecek küçük bir ahşap tahta yerleştirilmişti. Odalar balkonluydu, buralara portatif bir çamaşır kurutacağı konulmuştu. Maya bu ayrıntıyı gözden kaçırmayarak gülümsedi. Kaldığı birçok yerde çamaşırlarını çok kere balkon demirlerinde, yatak başlarında, bin bir yaratıcıkla bulduğu yerlerde kuruttuğu çok olmuştu. Gül Teyze ellisine yaklaşmış; orta boylu, pamuk gibi beyaz, yumuşacık tenli, güçlü bir bedene sahip, dilbaz bir kadındı. Kızları ve damatlarıyla birlikte yaklaşık on beş yıldır bu işi yapıyordu.