Roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mayıs 2018 Perşembe

8. Bölüm: Kavşak Noktasındaki Adam: Münzevi Selo

Önce 7. bölümü okuyunuz:


Çakırcalı, buraların yerel halkı için 
Robin Hood’un Ege versiyonuydu. 
Babaannesi bile Çakırcalı’ya inanır, 
onun zenginden alıp, yoksula verdiğini söylerdi. 


Maya Mor, Berrak Kafe’den ayrıldıktan sonra, arabasına gitti. Arabasını gözlerden uzak bir yere bırakmıştı. Burada kıyafetini değiştirdi sonra da arabadan çıktı. Sahil caddesine indiğinde bir kafenin gölgede kalan camının önünde durup kendine baktı. Başına; siperliği uzun, koyu mavi, armasız bir kep takmıştı. Üstünde kolsuz, vücuduna oturan, yuvarlak yakalı mavi renkte bir tişört; altında dar, kota benzeyen ama oldukça esnek bir kumaştan yapılmış, neredeyse tayt gibi duran bir pantolon vardı. Bölgedeki sıcaklık düşünüldüğünde bu kıyafet burası için fazlaydı ama başkalarının bilmediği bir şey vardı: Gerek tişörtü, gerekse pantolonu; özel ve el dokuması bir kumaştan yapılmıştı. Bunları, Latin Amerika ülkelerinde dolaştığı sıralarda keşfettiği yerel dokumacılara yaptırmıştı Maya. Kumaş sık dokunmamış, dikkatli bakmayan bir gözün anlayamayacağı bir gevşeklikle örülmüştü. Bu gevşek ve geçirgen doku, dışarıdaki havanın içeri girmesine, içerideki sıcaklığın dışarı çıkmasına olanak sağlıyordu. Aralarda keten ipliği de kullanılmıştı o da teri emiyordu. Gözüne, yüzüne tamamen oturan bir güneş gözlüğü takmıştı. Ayakkabıları spor, yürüyüş ayakkabısı gibiydi ama ayakkabılarının burnuna ve arkasına yerleştirilen kirli beyaz renkte metaller vardı ki bunların ne olduğu anlaşılmıyor, ayakkabıya süs olarak yerleştirilmiş lastikler gibi duruyordu. Bunlar oldukça sertti. Birinin bacağına bunlarla vurmak o kişiyi acıdan çıldırtmak demekti. Kemiğin kırılması da mümkündü tabii.

23 Nisan 2018 Pazartesi

4. Bölüm: Sarıkent: Maya Mor İz Peşinde

Önce 3. bölümü okuyunuz



AN


“Bu kadın başımı derde sokabilir. 
Adam da… 
Dikkatli olmalıyım. 
Belki de bunun için çok geç kaldım.”


Maya’nın uçaktan indikten sonraki ilk işi araba kiralamak oldu. Sarıkent’e doğru yola çıktı. Eski kaldığı pansiyonda değil de ona yakın başka bir pansiyonda önceden yer ayırtmıştı. Pansiyon sahile yakındı, üst kat balkonu batıya bakıyordu, huzur verici bir deniz manzarasına sahipti. Maya, başındaki yara belli olmasın diye küçük bir eşarp takmıştı. Onu da yaratıcı bir zariflikle bağlayıp, hoşluk yapmıştı. Yine de kısa saçları belli oluyordu ama bunun için de yalanı hazırdı. Kanser tedavisi gördüğünü söyleyecekti.

Pansiyonun adı, “Gül Teyze Pansiyonu”ydu. Pansiyon sahibinin adıydı bu. Bina iki katlı, çivit renkli, tertemiz bir yerdi. Üçüncü kat daha çıkılmamış ama her an kat çıkılacakmış gibi dümdüz bırakılmıştı. Her katta dört oda, odaların içinde banyo vardı. Odanın bir köşesine küçük bir buzdolabı konmuş, üstüne tezgâh görevi görecek küçük bir ahşap tahta yerleştirilmişti. Odalar balkonluydu, buralara portatif bir çamaşır kurutacağı konulmuştu. Maya bu ayrıntıyı gözden kaçırmayarak gülümsedi. Kaldığı birçok yerde çamaşırlarını çok kere balkon demirlerinde, yatak başlarında, bin bir yaratıcıkla bulduğu yerlerde kuruttuğu çok olmuştu. Gül Teyze ellisine yaklaşmış; orta boylu, pamuk gibi beyaz, yumuşacık tenli, güçlü bir bedene sahip, dilbaz bir kadındı. Kızları ve damatlarıyla birlikte yaklaşık on beş yıldır bu işi yapıyordu.

16 Nisan 2018 Pazartesi

3. Bölüm "AÇILIŞ" İki Sürpriz: Apartmandaki Komşu, Telefondaki Adam

Önce 2. Bölümü Okuyunuz.
2. Bölüm "AÇILIŞ" Osmanbey: Sebil Apartmanı




“Aslında Nisan ama ben Nisa haline getirdim. 
Böylesi daha güzel. 
Yalnız yazarken, ‘i’ yerine ‘y’ kullanıyorum.
Nysa yani.”

Güler yüzlü, güzel yüzlü bir kadın kapıyı çaldı. Üst kattaki komşuydu. İki yıldır burada oturuyordu. Kafasına takılan bir şeyi sormak için 6 numaraya inmişti. Kendisi en üst katın yani 7 numaranın sahibiydi. Ev babasından kalmıştı.

Saçları kısacık kesilmiş genç bir kadın kapıyı açtı. Güler yüzlü kadın, Maya’yı gördü. Gördüklerini evine gidince yazdı. Gözlemlerini neredeyse her gün yazardı. A5 boyutlarında bir sürü defteri vardı. Bu aralar yeşil deftere devam ediyordu. Hepsi aynı marka renk renk defterler. Yeşil defterinin geriye kalmış son sayfasına şunları yazdı:
Bugün alt komşumu yakından tanıdım, adı Maya. Bir adı daha var; Mor. Soyadını biliyordum zaten: Yazgıcı. Onu ilk kez yakından gördüm. O farkında değil ama buraya taşındığından beri onu izliyorum. Bugüne kadar. Bugün nihayet kendimi tanıttım. Fiziksel özellikleri: 1.75 boyunda, 65 kilo (tahminen); kumral, kızılımsı saçlı ama kızıl değil, doğal rengi bu, boya değil. Şu anda saçlarını kısacık kestirmiş. Kafasında bir yara var. Tatilde kaza geçirmiş. Öyle diyor (inanmadım).