Önce 22. Bölümü Okuyunuz.
Gülizar ve Fato, iki saattir alçak sesle konuşuyorlardı.
Birazdan kızlar buraya gelecek, yarın da evde taziye ziyaretlerini kabul edeceklerdi.
Bunu Fato istemişti, doğrusunun bu olduğunu düşünüyordu. Kızlar annelerinin
yanında olmalı, onunla birlikte görünmeliydiler. Bu Gülizar’ın istediği bir şey
değildi. Hatta hiç istemediği bir şeydi. Ama o da normal görünmenin ne kadar
önemli olduğunu bilirdi. Kızlar gelmeden bazı işlerini halletmek üzere yataktan
kalktı. Yürüyerek tuvalete gitti. Aynada yüzünü inceledi. Güzel gözlerine korku
sinmişti. O kadın gittiğinden beri aklı başında değildi. “O yaratık yaşıyormuş!” Doğru olabilir miydi? Oraya gitmeli, kendi
gözleriyle görmeliydi ama nasıl?
***
23. Bölümün Sonu
22. Bölüm: Saklı Yer’in Beklenmeyen Ziyaretçisi
-O benim kızım değildi, hiç olmadı.
Benden nefret ederdi.
-Sana benzerdi.
-O yüzden daha çok nefret ederdi.
Gülizar ve Fato, iki saattir alçak sesle konuşuyorlardı.
Birazdan kızlar buraya gelecek, yarın da evde taziye ziyaretlerini kabul edeceklerdi.
Bunu Fato istemişti, doğrusunun bu olduğunu düşünüyordu. Kızlar annelerinin
yanında olmalı, onunla birlikte görünmeliydiler. Bu Gülizar’ın istediği bir şey
değildi. Hatta hiç istemediği bir şeydi. Ama o da normal görünmenin ne kadar
önemli olduğunu bilirdi. Kızlar gelmeden bazı işlerini halletmek üzere yataktan
kalktı. Yürüyerek tuvalete gitti. Aynada yüzünü inceledi. Güzel gözlerine korku
sinmişti. O kadın gittiğinden beri aklı başında değildi. “O yaratık yaşıyormuş!” Doğru olabilir miydi? Oraya gitmeli, kendi
gözleriyle görmeliydi ama nasıl?
Fato içeride bulaşıkları yıkıyordu. Gülizar'ın yürüyebildiğini
yıllardır biliyordu ama kız kardeşine dair bildiği her şey; O'nun anlattıklarıyla sınırlıydı. Olaydan hemen sonra gittikleri hastanenin doktorları
yürüyememesine yol açacak fiziksel bir neden bulamamış ve bu durumu Gülizar’ın
geçirdiği travmaya bağlamışlardı.
Gülizar’ın yaşadığı şok onun yürümesini engellemiş, yıllarca yatağa bağlamıştı ama içindeki kin ve öfke arttıkça, yatağa çakılı kalmak düşüncesini silkip atmıştı üzerinden. Bunu kocasına ve kızlarına hiçbir zaman söylememişti. Onlar ona kötü şeyler yapmışlardı. Ve o da onları sevindirmek istemiyordu. İyileşmiş olduğunu öğrenirlerse yine işten işe koşturacaklardı onu. Eziyet edeceklerdi. Bu haliyle rahatı, huzuru yerindeydi. Bu kadarını söylemişti Fato’ya. Hiçbir zaman ısınamadığı o adamı kandırmak, Fato’yu asla rahatsız etmezdi, onun düşündüğü, bu durumun kızlardan saklanmasıydı ama Gülizar bu konuda ısrar etmiş o da karşı gelememişti. Önceleri; bir süre için, demişti Gülizar ama aradan yıllar geçmiş ikisi de bu gizli hayata alışmışlardı. Gerçeği Fato dışında kimse bilmiyordu ya da Gülizar öyle zannediyordu.
Gülizar’ın yaşadığı şok onun yürümesini engellemiş, yıllarca yatağa bağlamıştı ama içindeki kin ve öfke arttıkça, yatağa çakılı kalmak düşüncesini silkip atmıştı üzerinden. Bunu kocasına ve kızlarına hiçbir zaman söylememişti. Onlar ona kötü şeyler yapmışlardı. Ve o da onları sevindirmek istemiyordu. İyileşmiş olduğunu öğrenirlerse yine işten işe koşturacaklardı onu. Eziyet edeceklerdi. Bu haliyle rahatı, huzuru yerindeydi. Bu kadarını söylemişti Fato’ya. Hiçbir zaman ısınamadığı o adamı kandırmak, Fato’yu asla rahatsız etmezdi, onun düşündüğü, bu durumun kızlardan saklanmasıydı ama Gülizar bu konuda ısrar etmiş o da karşı gelememişti. Önceleri; bir süre için, demişti Gülizar ama aradan yıllar geçmiş ikisi de bu gizli hayata alışmışlardı. Gerçeği Fato dışında kimse bilmiyordu ya da Gülizar öyle zannediyordu.
Gülizar’ın yüreği küt küt atıyordu. Aklında Berra yoktu. O
yaratık nasıl olmuş da Selo’nun eline geçmişti, bu doğru muydu? Bugün gelen o kadın her şeyi biliyordu. İşin
bu kısmını Fato’ya anlatmıştı. Evdeki büyük sessizliğin nedeni buydu. Berra’yı
çok mesafeli ve soğuk bulan Fato, Berra’nın ölümüne üzülmüştü ama bu son
duydukları onu dehşet içinde bırakmıştı. Üzüntü ve dehşeti aynı anda yaşıyor,
mutfakta bulaşık yıkarken ne yapacaklarını düşünüp duruyordu. “O kadın,” dedi kendi kendine konuşarak, “o yaptı bunları. Kim o? Bunları nereden biliyor.
Söylediği doğru mu? Beni kandırdı. Berra’yı kışkırttı, Gülizar’ı etkileyip ona
her şeyi anlattırdı. Kim bu kadın, nereden çıktı, niye başımıza bir bela gibi
çöreklendi!”
Mutfak kapısında Gülizar göründü: “Oraya gitmemiz lazım, kadının
doğruyu söyleyip söylemediğini anlamam gerekiyor.”
“Bunu o sütü bozuk kocan mı yaptı acaba?” dedi Fato. “Belki de
çocuğu Selo’ya götürdü, al bak bu senin çocuğun dedi.”
“Olmaz,” dedi Gülizar. “Selo bunu bilseydi işin peşini, benim peşimi
bırakmazdı.”
“Belki de Selo’yu kocan öldürdü!”
“Umurumda değil,” dedi Gülizar. “Gerçeği öğrenmek istiyorum.”
“Neden,” dedi Fato, “bırak öyle kalsın. Kaybettiğin çocuklarının
yerine mi koyacaksın onu. O, insan değildi. Bir şeytan çocuğuydu.” Hırsla söylemişti
bunları.
“Ya beni biliyorsa, ya beni aramaya kalkarsa?”
“Kim? O haliyle köye gelebilir mi? Kim görmüş onu? Kim duymuş?
Hiç kimse. Bence yalandır.”
“Ama o kadın, nereden biliyordu? Görmemiş olsaydı, bilmemiş olsaydı,
nasıl anlatabilirdi onları?”
“Yalan söylemiş,” olabilir dedi Fato. “Kızlar birazdan gelir,
hemen yatağa yat, ben yarın onu bulup, onunla konuşacağım. Sen şimdi bunu bırak,
Berra’yı düşün. Bir kızını kaybettin.”
“O benim kızım değildi, hiç olmadı. Benden nefret ederdi.”
“Sana benzerdi.”
“O yüzden daha çok nefret ederdi.”
Dilara K. Tüfekçioğlu
Her Hakkı Saklıdır. Hiç Bir Yerde Yayımlanamaz.
Her Hakkı Saklıdır. Hiç Bir Yerde Yayımlanamaz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder