Önce 24. Bölümü Okuyunuz
***
25. Bölümün Sonu
26. Bölüme Devam Ediniz.
24. Bölüm: Berra’nın Olmadığı İlk Gece
Deniz güzeldi.
Ay ışığında nazlı nazlı sallanıyor;
tuzlu, nemli kokusunu balkona kadar taşıyor,
seyredenleri kendi ritmine uymaya davet ederek
ancak böyle huzur bulabileceklerini fısıldıyordu.
Şeyda Nur geç yatmıştı. Bütün gün çalışmış, yatakları hazırlamış,
zeytinyağlı barbunya yaparak buzdolabına atmış, etleri öldürmek için soğanlı zeytinyağlı
sosun içine yerleştirmiş, köpeğini iyice taramış, dolaplarındaki bir kısım eşyayı
daha bugün satın aldığı iki küçük hurca yerleştirerek dolabında yer açmıştı.
Gözleri kapanırken aklına Selo ve Maya geldi. O kadın çok şey biliyordu. Göründüğü
gibi biri miydi O? Bugün başka biri gibi görünmüştü bir ara Şeyda Nur’un gözüne.
Onun etkileyici biri olduğunu düşündü. Çok akıllıydı. Çok şey biliyor ve anlıyordu.
Sonra Selo’ya kaydı aklı, içi üzüntüyle kavruldu. Onu çok arayacaktı. Son
günleri huzur ve neşe içinde geçtiyse yanında Selo gibi bir arkadaşı olduğu
içindi.
Böyle tatil köylerinde, yazın çok insan olur ama kışın çok az
insan yaşardı. Bakkallar, lokantalar, kafeler birer birer kapanır,
pansiyonlardan sadece bir ikisi açık kalır, onlara da; sonbahar veya kış keyfini
deniz kenarında geçirmek isteyen, daha çok içe dönük, bütün günlerini okuma ve
yazma ile geçiren insanlar gelirdi. Geri kalanlar terk edilmişlik duygusunu,
azalmanın, boş sokakların yansıttığı hüznü yaşarken daha çok eve kapanır ve
onları eğlendirebilecek tek araca televizyona sığınarak yılın altı ayını
tüketmeye çalışırlardı.
Şeyda Nur’un bir iki çift laf edebileceği insan o kadar azdı ki,
olanların da daha o arkasını döner dönmez dedikodusunu yaptıklarını biliyordu. Ama
Selo… “Ah, nasıl arayacağım onu,” diye içi cız ede ede yakınırken cep
telefonu çaldı. Ayaklarının ucuna serilmiş yatan köpek de dikilmiş, beklemeye başlamıştı.
Şeyda Nur telefonu heyecanla açtı, kızı arıyordu. Kızının ismini
seslendi ama sonra birisinin ağlayarak konuştuğunun duydu. Bu kızı mıydı? Sesi
benzemiyordu. Şeyda Nur söylenenleri anlamıyordu, sonra tanıdı konuşanı,
torunuydu. “Anneanne, hemen gel! Babam annemi bıçakladı! Hemen Gel!”
Defalarca
söylenen bu kısacık cümleleri nihayet anladığında telefonu elinden düşürdü,
köpek havlamaya başlamıştı. Şimdi
aklında ne Selo vardı ne de başka bir şey, her şey silinmiş, kafasının içi
boşalmıştı, kucağındaki telefondan bir erkek sesinin bağırdığını hayal meyal
fark etti, farkında bile olmadan telefonu eline aldı. Konuşan bir polisti. Kendini
iki kere tanıttı ve her seferinde, beni anlıyorsanız tamam, deyin diye uyarıda bulunuyordu. O zaman Şeyda Nur fısıltıyla,
“tamam” dedi. Bunun üzerine adam olanları kısaca anlattı. Kadının kocası eve
gelip kadını bıçaklayıp kaçmıştı. Kadın hastaneye kaldırılmıştı, durumu ağırdı.
Oraya hemen gelebilir miydi? Şeyda Nur’un aklı başına gelir gibi olmuştu,
hiçbir duygu belirtisi göstermeden, “ yarın sabah erkenden yola
çıkarım, hemen geliyorum,” dedi. Sonra torununu istedi, ona da aynı şeyleri
söyledi: “Hemen geliyorum. Seni hastaneye annenin
yanına götürsünler, polislere öyle söyle, anneni yalnız bırakma!” Ayağa kalkıp
hiçbir şey düşünmeden otomatik olarak bulduğu bir takım giyecekleri, mekanik
hareketlerle bir bavula doldurmaya başladı.
Bağıra bağıra ağlamaya başladığında olayı duymasının üzerinden bir
saat geçmişti. Saate baktı, saat birdi. Balkona çıktı, balkonundan deniz
görünüyordu. Dolunaylığını kaybetmekte olan Ay hala oradaydı. Deniz güzeldi. Ay
ışığında nazlı nazlı sallanıyor; tuzlu, nemli kokusunu balkona kadar taşıyor,
seyredenleri kendi ritmine uymaya davet ederek ancak böyle huzur bulabileceklerini
fısıldıyordu. Şeyda Nur böyle bir haber almamış olmayı, sabaha kadar bu
manzarada oturup, sevdiği şarkıları dinleyerek sigara ve içki içmeyi çok
istediğini fark etti. Sonra dışardaki nemli esinti onu ürpertti, içi
titriyordu. Telefonunu eline aldı bir numara çevirdi: “Çok kötü bir şey oldu.
Çok yalnızım.”
*
Kızlarla, babanın konuşmalarını
gizlice dinleyip, geriye dönmekte olan Maya Mor, telefonu çaldığında hemen
açtı. Çünkü arayan Şeyda Nur’du ve bu saatte onun araması hiç normal bir şey değildi.
Şeyda’yı dinledi ve sonra şöyle dedi: “Geliyorum.” On dakika sonra Şeyda’nın
evindeydi. Şeyda Nur kapıyı açtı ve karşısında bambaşka birini buldu.
25. Bölümün Sonu
26. Bölüme Devam Ediniz.
26. Bölüm: Teknede İki Adam Uzun Günü Konuşuyor
Dilara K. Tüfekçioğlu
Her Hakkı Saklıdır. Hiç Bir Yerde Yayımlanamaz.
Her Hakkı Saklıdır. Hiç Bir Yerde Yayımlanamaz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder