28 Mayıs 2018 Pazartesi

17. Bölüm: Ölü Evi

Önce 16. bölümü okuyunuz.

 



“Fato teyze söyle de gitsinler artık. 
Kapıyı kapatalım. Başka kimse gelmesin."


Kafe kapalıydı. Ev ve mutfak olarak kullanılan prefabrik binaya birileri girerken birileri çıkıyordu. Maya da içeri girdi. Oturma bölümüne mutfaktan sağa dönülerek giriliyordu. Ailenin salon olarak kullandığı odaya açılıyordu burası. Kapı şu anda ardına kadar açıktı. Odanın duvarları beyaz badanayla kaplanmış, hiçbir şey asılmamıştı, temizdi, fazla eşya yoktu. Odada iki tane eski tip, karşılıklı yerleştirilmiş divan, sağda kafe bahçesini gören pencere önüne konmuş bir tahta masa, masanın etrafında dört siyah plastik sandalye, divanlardan birinin dibinde yüksekçe bir sehpa üstünde tüplü televizyon vardı. Yer; renkli geometrik desenli, kare taşlarla döşenmiş olarak bırakılmış, üzerine bir şey serilmemişti. Salon görevi gören bu odadan şu anda kapısı kapalı başka bir odaya geçiliyordu. Baraka, tren vagonları gibi art arda dizilmiş mutfakla birlikte üç odadan ibaretti. Mutfak, salon-oda, muhtemelen babaya ait olan dipteki oda.  Salon-odanın girişe göre solunda bulunan, arka bahçeye bakan iki kanatlı küçük pencereler şu an açıktı. İçeri girerken mutfak kısmında da arka bahçeye açılan bir kapı görmüştü Maya. “Mutfağın iki girişi var.”


Baba ortalıkta yoktu. “İçerideki odada mı?” Girişin karşısına düşen divana iki kız yana yana sıkışmıştı. Hiç konuşmuyorlardı, elleri önlerindeydi, başları aşağı doğru eğikti. Odada kimse konuşmuyor, gelenler getirdiği yiyecekleri mutfağa bırakıyor, başınız sağ olsun, dedikten sonra gidiyorlardı. Kadınlardan biri, “babanız yok mu?”, diye sordu. Büyük kız kafasını kaldırmadan, “jandarmayla gitti,” diye cevap verdi. Maya’nın duyduğu en uzun konuşma buydu.

Maya, hiç konuşmadan bir müddet odada kalıp etrafı gözlemledi. Sonra dışarı çıktı, arka tarafa dolanarak, kapalı perdelerin arasından babanın odası olduğunu düşündüğü kısmın içini görmeye çalıştı. Perdeler sıkı sıkıya kapatılmıştı. Etrafı dolanmayı bitiren Maya tekrar içeri girdi, kızları gözlemlemeye devam etti.

Şimdi Fato da orada kızların yanında oturuyordu. Maya ilk geldiğinde onu mutfakta iş yaparken görmüştü. Şimdi ara sıra ayağa kalkıp gelenlerin elindeki alıyor, teşekkür ediyor, onları mutfağa götürüp geliyor, tekrar kızların yanına oturuyordu. Maya bir ara mutfağa gitti, masa ve tezgâhın üstü yiyecek doluydu, onların ne olduğunu inceledi. İnsanlar evlerinden, hazırda ne buldularsa alıp getirmişlerdi. Börek, gözleme, poğaça yanında, bir tencere çorba, bulgur ve pirinç pilavları hatta zeytinyağlı börülce bile vardı.

Maya tekrar içeri girdi. Kızların rengi kara sarı denilen, daha çok, hastalıklı bir bünyede görülen renge dönmüştü. İkisi de bu dünyada değiller de bir düş âleminde yaşıyorlar gibi hayattan kopuktu. Ortanca kızın, Fato’ya sert ve kalın sesiyle herkesin duyabileceği bir şekilde şunları söylediğini duydu Maya.

“Fato teyze söyle de gitsinler artık. Kapıyı kapatalım. Başka kimse gelmesin. Sen de git, işine bak. Biz biraz yalnız kalmak istiyoruz.” Kızın ablak bir suratı, babası gibi küçük gözleri, ince dudakları, çıkık bir alnı, kocaman bir burnu vardı. Saçları çok azdı. Onlar da iyice uzatılmış olduğu için saçın seyrekliği çok daha fazla dikkat çekiyordu.

Fato bir şey diyemeden bu konuşmayı duyan herkes kalktı, kapıya yöneldi. İçerisi kadın doluydu, erkekler dışarıda bekleşiyordu. Maya, Fato ile göz göze geldi. Fato onu tanımamıştı.

Maya Mor dışarı çıktı. Erkekler grubunun ilerisinde denize doğru olan masaların yanında bir kaç genç kız ve erkek konuşmadan ayakta bekliyordu. Sarı saçlı, güzel ve üzgün yüzlü gencin Mustafa olduğunu tahmin etti Maya. Arkadaşları sürekli ona bakıyor, özel bir ihtimam gösteriyordu. Odak noktasının o olduğu daha ilk bakışta anlaşıyordu. Kemal Rüzgaroğlu da erkekler arasındaydı. Konuşmadan duruyor ara sıra oğlundan tarafa bakıyordu. Henüz konuşmamış olmaları mümkündü.

Maya Mor, Mustafa ile konuşmak isterdi ama burası uygun değildi. Onu yalnız yakalaması gerekecekti.

Tam o sırada Maya telefonuna düşen mesaj sesini duydu. Açtı okudu: “Hemen gel. Gülizar.”

“Ne oldu?” diye yazdı Maya.

“Konuşmak istiyorum.”

“Kocan orada mı?”

“Yok.”

“Geliyorum,” dedi Maya Mor.

Maya Mor, hızla arabasına doğru adeta koşarak ulaştı. Arabada tekrar Karya- Maya oldu. Arabasını Bardacıklar köyüne doğru sürdü. Kırk beş dakika sonra köye ulaşmıştı.


  ***
  17. Bölümün Sonu

18. Bölüme Devam Ediniz.

Dilara K. Tüfekçioğlu
Her Hakkı Saklıdır. Hiç Bir Yerde Yayımlanamaz.  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder