12 Temmuz 2018 Perşembe

33. Bölüm: Yeraltı Mezar Odasının Sırrı ve Geçmişe Açılan Kapı

Önce 32. Bölümü Okuyunuz

 



“Sen buraya geldiğinden beri hayatım değişti Maya Mor. 
Bir taşı harekete geçirdin. 
Ondan sonra onun çarptığı başka taşlar da harekete geçti, 
şu anda bütün taşlar yıkılıyor.”

Maya Mor, Nysa’ya, “hadi gidelim, geç oldu,” diyerek ayağa kalkmıştı ki, Derviş onu durdurdu. “Artık burada yaşayamayacağıma göre buraya ait bazı sırları açık etmem de bir sakınca görmüyorum. Size bir armağan vermek isterim Mor.”

Maya anlamıştı. Kalakalmış, heyecanlanmıştı. Bu, şu sıralar en fazla istediği bir şeydi. Burayı keşfettiğinden beri bu alanı araştırmak için zor zapt ettiği delice bir istek duyuyor, Derviş’in buradan gitmesini dört gözle bekliyordu. Başkaları buraya girmeden didik didik araştırmayı kafasına koymuştu. Sarıkent’e ikinci kez gelişinin altında yatan en önemli nedenlerden biri de buydu zaten. Burası keşfedilmeye hazır hazineydi, bir mirastı, bilinmeyen bir yerdi. Hangi arkeolog, hangi antropolog böyle bir gizemli yerden etkilenemezdi ki… Maya’nın karşısına çıkan hayatının fırsatıydı bu.

9 Temmuz 2018 Pazartesi

32. Bölüm: Baba Kasım'ın Soruşturması

Önce 31. Bölümü Okuyunuz

 




"Kilitlenmiş çenesinin arasından tıslayarak konuşuyordu. 
Dili ağzında rahat dönmüyor, sesler diline yapışıp kalıyordu. 
Mustafa adamdan gelen pas kokusunu duydu."


Aynı saatlerde bir adam çarşıdaki Kemal Bey’in kafesinde oturmuş, haber gönderdiği Mustafa’nın gelmesini bekliyor, önündeki ikinci birasını durmaksızın kafasına dikip, sigaraları birbirine ekleyerek aralıksız içiyordu.

Derken Mustafa göründü. Yüzü bembeyazdı, endişesini gizleyemiyordu. Bu adam, Berra’nın babası, onunla konuşmaya neden gelmiş olabilirdi. Babası, sabah erkenden Şeyda Nur’u götürmüş hala geri gelmemişti. Evden çıkarken bir ara annesine; adamın kafede beklediğini, kendisiyle konuşmak istediğini söylemek, aklından geçmişti ama bu ortalığı gereksiz yere alevlendirmek olacaktı. Sonunda kafasında bin bir soruyla adamın karşısına gelmiş, dikilmişti. Adam onu görünce hemen ayağa kalktı. İçtiklerinin parasını çoktan masaya koymuştu.

5 Temmuz 2018 Perşembe

31. Bölüm: Başka Bir Dünyaya Giriş

Önce 30. Bölümü Okuyunuz


"Yaşayan bir candan bahsediyoruz. 
Ölümün telafisi yok. 
Geri dönüşü yok.”


Derviş, Maya’nın; bu sahne bana bir şeyi hatırlattı, demesinin nedenini düşündü ama bu onun bulabileceği bir şey değildi. Maya Mor, bu içsel arayışa takılıp kalmış olarak yere bakarken, Nysa gelip onun omuzuna sevgiyle pat pat vurdu. “Nasıldı? Fena değildi bence.”

“Evet,” dedi Maya, kafasını kaldırıp.

“Bir kahve içelim,” dedi Nysa, “hepimiz hak ettik, bizim karşımızda içip durdun. Böyle lakayt seyirci de görmemiştim doğrusu.”

Derviş yerine oturdu, Maya karşısına geçti. Nysa kahveleri getirdi, sonra sandalyelerden birini getirerek iki koltuğun arasına yerleştirip oturdu. Sessizce kahvelerine içerlerken Nysa şöyle dedi: “Derviş neden bazı yerleri değiştirdin. Senin yüzünden şaşırdım, az daha rolden çıkıyordum.”

2 Temmuz 2018 Pazartesi

30. Bölüm: Bardacıklar: Kızkardeşler

Önce 29. Bölümü Okuyunuz


“Köy yeri burası 
herkesin her şeyi öğrenmesi için yarım saat yeter.  
Siz susacaksınız, biz de susacağız."


Saat öğlenin on ikisine geliyordu. Gülizar yatağına uzanmış gözleri tavanda yatarken, Fato gelenleri karşılıyor, çay getiriyor, onların getirdiği yiyecekleri alıp mutfağa taşıyor, arada Gülizar’ın yastığını düzeltiyor, bazen o küçücük odaya sıkıştırılmış sandalyelerden birini boş bulursa beş dakikalığına oturuyor, sonra ya mutfağa gidiyor ya da avluya çıkıp azıcık hava alıp geliyordu. Kızlar, annelerinin karşısına dizilmiş sandalyelerden ikisine yan yana oturmuştu. Hiç konuşmuyor, önlerinde kenetlemiş oldukları ellerine bakıyorlardı.

Ev sabahtan beri dolup taşıyordu. Bir gelen bir daha geliyordu. Bunu kimisi meraktan, kimisi de ayıp olmasın bugün onları yalnız bırakmamak lazım, diye düşündüğü için; çocuklarına bakmak veya ocağa yemek koymak veya yemeğin altını kapatmak için gidip, tekrar geliyordu.

28 Haziran 2018 Perşembe

29. Bölüm: Nişantaşı-Tarık Bey’in Gizli Görevi

Önce 28. Bölümü Okuyunuz

 


İçinde bulunduğu durumu unutabilse, 
İstanbul’un en hoş adamları 
beni karşılamaya gelmiş diye sevinir,
bundan bir övünç payı da çıkartabilirdi.


Tarık Bey telefonu kapattı, Nysa ile konuşmuştu. Saat sabahın yedisiydi. Nysa yola çıktığından beri günde iki kere arayarak olan biten her şeyi anlatıyor ve onun neler yaptığını soruyordu. Maya’nın haberi yoktu ama Kor’a bakma işi şimdi Tarık Bey’e kalmıştı. Remzi Bey, yukarı çıkarken Tarık Bey’e haber veriyor, üst kata birlikte çıkıyorlar, Remzi çiçekleri sularken o da Koruk’un mamasını veriyor, suyunu tazeliyor,  onunla konuşuyordu. Nysa çok ısrar ettiği için hiç istemeden kalkıştığı bir işti bu Tarık Bey’in. Ama eve yalnız girmeye razı olmamıştı. Nysa, bundan Maya’ya hiç bahsetmemişti. Hiç tanımadığını bildiği Tarık amcasının, Koruk’a bakmak için bile olsa, evine girmesinden hoşlanmayacağını akıl etmişti.

Dün akşam, oldukça geç vakitte, saat birde gerçekleşen bir başka konuşmada Nysa, Maya ile yeraltı mezarlarına gittiklerini sonra Selim ve Timothy’nin geldiğini anlatmış, elbette iki cesedi, onları Maya’yla birlikte uçurumdan aşağı attıklarını anlatmamıştı. Bunlar, Tarık Bey’in kaldıracağı konular değildi.  Bunlar, adamcağızın can evinden vurulmasına, telaşlanmasına, hatta hemen oraya doğru yola çıkmasına neden olacak kadar vahim konulardı. Tarık Bey’in normal bir insan gibi davranmasında şaşılacak bir şey yoktu ve özellikle Nysa konusunda oldukça korumacıydı.